7/06/2011 contents
Yorumlar (0)
Hiperürisemi vücudun kan ürünlerinde ürik asit fazlalığı varlığıdır. hipertiroidi veya vücuttaki tiroid hormonlarının aşırı düzeyde gibi bazı hastalıklar, hiperürisemi neden olabilir. Ayrıca böbrekler denilen nefrit iltihabı neden olabilir. Bunlar multipl skleroz ile hiperürisemi eğilimli ve de olabilir, kemik iliği kanseri olan kişiler risk altında olabilir.
beslenen insanlar intravenöz ayrıca yüksek ürik asit içeriği için risk altında olabilir. gut tedavisinde kullanılır allopurinol gibi bazı ilaçlar, ayrıca, yanı sıra alkol ya da alkolizm aşırı tüketimi hiperürisemi neden olabilir. fruktoz yüksek seviyeleri, meyve ve meyve suları gelen şekerler, aynı zamanda durum neden olabilir.
Hiperürisemi de nedensel faktör bazı koşullar için olabilir. Yüksek ürik asit böbrek veya mesane, sonra da acı ya da geçmiş olması gerekir ameliyatla çıkarılamaz taş, kurşun olabilir yoğunlaşmaktadır. Yüksek ürik asit de gut için eklemlerin acı bir artrit arasında nedensel bir faktör olabilir.
İnsanlar, aşağı ürik asit tatili enzim yoktur ve normalde çoğu kişi ya da madde normal bir dizi sergi. Normal olarak kadınlarda kan ürünleri desilitre başına 6 miligram fazla ve kan desilitre başına 7 miligram artık erkeklere göre daha tanımlanır. Onlar, hangi oldukça ürik asit yüksektir et tüketmek çünkü Vejetaryenler genellikle bir hayli az ürik asit vardır. bir de ölçümlerde borderline, Vejetaryen diyete böylece hiperürisemi ilerleme yok sorunu çözebilir ayar ise.
Tanı hem de idrar ve kan örnekleri değerlendirilerek yapılır. böbrek veya mesane taşları veya gut varlığı, veya herhangi bir hastalık veya hiperürisemi yukarıdaki eğilimlerin varlığı düzenli test gösterebilir. hiperürisemi inatçı durumlarda, tedavi vücuttaki ürik asit miktarını azaltarak odaklanmaktadır.
Çeşitli ilaçlar, uricosurics denilen, ürik asit bozabilir. Bunlar, probenesid ve sulfinpyrazone içerir. En uricosurics Ancak ve olumsuz yan etkileri olabilir yaşlı kontrendikedir olabilir, onlar zehirli olabilir. Bazen bu bu ilaçlar alarak onlara, hangi hızla en kötü durum senaryoları da böbrek yetmezliğine yol açabilen aşırı duyarlılık gelişebilir.
Tedavi bu durumun uricosurics önemli yan etkileri nedeniyle sorunlu olmaya devam etmektedir. Mevcut araştırma daha az yan etkileri ile ilaç geliştirme içerir. bazı nedensel koşulları üzerinde araştırma sonunda sıklığını azaltabilir ama çok az araştırma hiperürisemi ortadan kaldırmak için yapılmaktadır vardır.
hiperurisemi, nedir
23/04/2011 contents
Yorumlar (0)
Gürer Aykal 22 Mayıs 1942'de Eskişehir Mahmudiye'de doğdu. Müziğe babasının verdiği derslerle başlayan sanatçı, 1953 yılında Ankara Devlet Konservatuarı'na girmiş, Necdet Remzi Atak'ın öğrencisi olarak keman bölümünü bitirdikten sonra kompozisyon bölümüne geçerek Adnan Saygunun sınıfından mezun olmuştur.
Åžeflik öğrenimini yurtdışında yapan Aykal, 1969'da kompozisyon bölümünü bitirip orkestra yönetim uzmanlığı için devlet bursu ile İngiltere'ye gönderildi. Londra'da Gluldhall Müzik Okulu yüksek yöneticilik sınıfında ve Royal Academy'de; İtalya'da Academia Chiciana ve Roma'daki Santa Cecilia'da çalışmalarını tamamladı. Orkestra ÅŸefliÄŸi alanında tecrübelerinden yararlandığı isimler arasında George Hurst, Andre Prévin ve Franco Ferrara gibi ünlü ÅŸefler vardır.
İngiltere'de Royal Academy'yi bitirdiğinde, bu diplomayı 21 yıl içinde almayı başaran ilk kişiydi. Türkiye'de yasal olarak atanan ilk orkestra şefi oldu ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının şef yardımcılığına atandı. Canta Cecilia Konservatuarından onur derecesiyle mezun olmuştur.
Sanatçı, 1973 yılında yurda dönmüş, kazandığı başarılarla "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırılmıştır (1981). 1999'da kendi isteğiyle Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'ndan ayrıldı, bu dönem Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nı kurdu. 2000 2004 yılları arasında Antalya Orkestrası'nı kurup geliştirdi. ABD'de toplam 16 yıl şeflik ve genel müzik direktörlüğü yapan Aykal, 1991 2003 yılları arasında El Paso Teksas Senfoni Orkestrası Daimi Şefliği'ni ve Genel Müzik Direktörlüğü'nü yürüttü ve ayrıca "Profesör Emeritus" unvanı aldı.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın daimi şefi Gürer Aykal, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne (MSGSÜ) kadrolu profesör olarak atandı (2006). Aynı zamanda konservatuvarın "Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Anasanat Dalı Başkanlığı" görevini de üstlenen Gürer Aykal, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının şefliği, ayrıca Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın genel müzik direktörlüğü ve daimi şefliği görevlerini yürütmüştür.
Aykal'ın eğitimci yönü, yurtiçi ve yurtdışında diğer üniversitelerdeki orkestra şefliği profesörlüğünü de kapsamaktadır. ABD'de Indiana (Bloomington) Üniversitesi, Teksas Tech ve UTEP Üniversitelerinde ileri orkestra şefliği dersleri veren Aykal halen Bilkent Üniversitesinde bu görevi sürdürmektedir.
3/04/2011 contents
Yorumlar (0)
yazar, akademisyen
Irak doğumlu. Musur Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi. İslam tarihi, İslam felsefesi ve İslami sanat eleştirisi konularında yaptığı araştırmalarla tanındı. Ayrıca Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde öğretim görevliliği yapmaktadır.
ESERİ:
İslam Tarihi
İnsan Yayınları
Yıllardır sürdürdüğü tarih felsefesi ve İslâm tarihi araÅŸtırmalarında sistem ve yöntem sorununu odaÄŸa almış olan İmadüddin Halil, bu eserinde canlılığını sürdüren ve sürdürecek olan bir çok tartışmanın tarihsel kökenlerine kendine özgü yaklaşımlarıyla inmeye çalışmakta ve 'yöntem' üzerinde titizlikle durmaktadır.
19/03/2011 contents
Yorumlar (0)
Genellikle Tay veya kickboxing sadece Muay Tay, Muay Tay kickboks Tayland kökenli dövüş sanatları bir formu olarak anılacaktır. Aslında, ülkenin yaygın ulusal bir eğlence olarak spor kutluyor. Bu muay Boran, Siyam askeri tarafından düşmanlarına karşı kullanılan boks eski bir formdan evrimleşmiş olduğuna inanılan, Birmanya. Pek çok Muay Tay kickboks geriye 2000 yıldan fazla tarih spekülasyon.
Muay Tay kickboks çoğu Sekiz ekstremitelerin Bilim, başlıca çünkü temas sekiz puan: eller, dirsekler, dizler dayanıyor "diye adlandırılır ve ayaklar. Böyle boks gibi dövüş sanatları diğer formları, gelen spor ayıran çok yönü, karate, kung fu ve hatta kickboxing. Her Anılan stilleri öncelikle temas iki noktayı güveniyor
21/02/2011 contents
Yorumlar (0)
Ziya Özel'in internet adresi
http:/
Ziya Özel'in e-posta adresi
zozel@aim.com
Dr. Özel değişik hastalıklardan muztarip insanlara yardıma kendini adamış bir Türk cerrahıdır. Anvirzel müseccel markası ile bilinen Nerium Oleander ekstrelerinin mucididir.
Oleander ekstrelerinin bağışıklık sistemini düzenleme (modüle etme) özelliği vardır. Kanser ve bağışıklık sistemi düşkünlüğünden kaynaklanan hastalıkların tedavisinde kullanılırlar.
Bu sitede Nerium Oleander tedavisinin geçmişi ve güncel durumu ile ilgili bilgiler sunulmaktadır.
DR. HÜSEYİN ZİYA ÖZEL KİMDİR ?
Dr. Özel İçel'in Kürkçü köyünde 1927 yılında dünyaya geldi. İlk ve orta okulu köyünde ve Silifke'de okudu. Parasız yatılı imtihanını kazanarak Kayseri Lisesi'ni bitirdi.1946'da girdiği askeri tıbbiyeden 1952'de mezun oldu. Askeri doktor olarak beş yıl hizmet verdi. 1957-1961 yılları arasında Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde genel cerrahi ihtisası yaptı. 1962'de ordudan istifa etti ve Muğla Devlet Hastanesi'nde göreve başladı. 1969'dan sonra Başhekimliğini de yaptığı Muğla Devlet Hastanesi'nden 1974'te emekliye ayrıldı, İstanbul'a taşındı.
NERIUM OLEANDER (N.O. ) (Zakkum ) - HİKAYESİ
Dr. Özel N.O. ile çalışmaya 1966 yılında Muğla Devlet Hastanesi'nde iken başladı. Terminal safhadayken N.O. ile tedavi olarak iyileşen hastaları 20 Eylül 1973'te Ankara'da yapılan 4. Balkan Tıp Günleri sempozyumunda takdim etti. Bu sempozyuma katılırken amacı; bilim camiasının dikkatini etki mekanizması klasik kemoterapi ilaçlarından çok farklı ve bazı vakalarda kanserin türüne bakmaksızın etkili olan N.O. tedavisine çekmekti. Bu tedavi saç dökmüyordu, lökosit sayısını düşürmüyordu. İntramüsküler iğne ile verildiğinde aşı olduktan sonra görülene benzeyen bir ateş yükselmesi görülüyordu. Bu ateş; dozu ayarlayarak kolayca kontrol edilebiliyordu, kanser vücuttan yok olduktan sonra da çıkmaz oluyordu. Umudu; sempozyumdan sonra N.O. ile ilgili ciddi, kapsamlı bilimsel araştırmaların yapılacağı, ve N.O. tedavisinin insanlığın hizmetine bir an evvel gireceği yönünde idi.
Sempozyumdaki tebliğine reaksiyon hiç de umduğu gibi olmadı. Klasik tedavi uygulayıcısı bazı onkologlar, farmakologlar ve üniversite okutmanları N.O. tedavisinin yasaklanması yönünde Sağlık Bakanlığı'na baskı yaptılar.
Ancak, Dr. Özel çalışmalarından vaz geçmedi ve daha başka vakaları Türk tıp dergisi Dirim'de yayınladı.
N.O. ile ilgili çalışmalarını sürdürebilmek, bilimsel araştırma kurumları ile ilişkiler kurabilmek gayesi ile Muğla Devlet Hastanesi'nden emekliye ayrılarak Nisan 1974'te İstanbul'a taşındı. İstanbul'da değişik üniversitelerle ilişki kurdu. Ancak, beklediği neticeleri alacak çalışmalar yapılamadı.
1985'te yurt dışında araştırma kurumları aramaya başladı. N.O. ekstreleri ile ilgili patent başvurusunu A.B.D. Patent ve Müseccel Marka Ofisi'ne yaptıktan sonra sanayileşmiş değişik ülkelerde bir düzine ilaç firmasına N.O. tedavisini tanıtan birer paket gönderdi. Bunlardan İsviçre'nin Sandoz firması (Sandoz daha sonra başka bir İsviçre ilaç firması ile birleşerek Novartis adını aldı) konu ile ilgilendi ve N.O. ekstre örneklerini test etmek istedi. Testlerin neticesinde N.O. ekstrelerinin bağışıklık sistemini harekete geçirdiği rapor edildi. Sandoz bilimcileri N.O. ekstreleri için immünomodülatör (bağışıklık sistemi düzenleyicisi) tabirini kullandılar. Değişik nedenlerden dolayı Sandoz ile irtibat devam etmedi.
N.O. ektresinde bulunan aktif maddeleri tesbit etmek ve ayırmak gayesi ile 1988 yılında Münih Üniversitesi Farmakoloji Enstitüsü'nde bir araştırma grubu kuruldu. Bağışıklık sisteminin aktivasyon ve düzenlenmesine katkısı olabileceği düşünülen bazı polisakkaritler ayrıldı. Neticeler 17-22 Temmuz 1990'da Almanya'da Bonn'da toplanan Doğal Aktif Maddelerin Biyoloji ve Kimyası (Biology and Chemistry of Active Natural Substances (BACANS)) sempozyumunda takdim edildi. Ancak, araştırma grubunun bazı üyeleri neticelere ve N.O. ekstresine kendi başlarına sahip olma gayreti içine girince grup dağıldı.
Dr. Özel'in 1986'da başvurusunu yaptığı patent 1992 yılında A.B.D.'de, birçok Avrupa ülkesinde, Kanada, Japonya, Avustralya'da tescil edildi.
1995'te bir Amerikan risk kapital şirketi [o zamanki adı ile Pharmaceutical Ventures Trust, daha sonra Ozelle Pharmaceuticals, Inc. (OPI)] patentlerin lisanslarını talep etti. Dr. Özel şirketin N.O. ekstrelerini geliştirip, insanlığın hizmetine girecek hale getirmesi halinde lisansı verebileceği yönünde şartlı anlaşma imzaladı.
OPI AnvirzelTM ismini tescil ettirdi, ve bazı laboratuvar araştırmalarını finanse etti. Faz I klinik deneylerin Cleveland'da Cleveland Kliniği'nde yapılmasını sağladı.
Bu sitenin amacı; Dr. Özel'in tecrübe ve gözlemlerine dayanarak N.O. tedavisini tanıtmaktır. Arzusu; güçlü bir N.O. ekstresi ile Faz II denemelerinin yapılması ve N.O. ekstresinin insanlığın hizmetine girebilmesidir.
HAKKINDA YAZILANLAR
SÖYLEŞİ
Türkiye'de ‘Åžarlatansın' dediler dünya tıp literatürüne geçtim
ESRA CENGİZ
ecengiz@stargazete.com
Star 20 Nisan 2008
Dr. Ziya Özel 46 yıl zakkumun kanseri tedavi ettiÄŸini söyledi durdu. ÜrettiÄŸi formülün patentini ABD'den aldı. Ama ona kimse inanmadı. 81 yaşındaki Özel, ilaç üretme çalışmalarının Amerika'da sürdürüldüğünü söylüyor. Ama kendisi öyle yılmış ki ‘Artık ne hasta bakmak ne de mücadele etmek istiyorum' diyor
Dr. Ziya Özel'in adını pek çoÄŸumuz ilk kez bundan 20 yıl önce duyduk. 1988'de katıldığı bir televizyon programında kansere zakkumla çare bulduÄŸunu anlatmıştı. 1962'de MuÄŸla'da tanıştığı bir bitkiyi incelemeye baÅŸlayan Özel o yıllarda kendi deyimiyle ‘Türkiye'yi dünyanın en zengin ülkelerinden biri yapacak olan bir buluÅŸ'a imza attığına inanmıştı. Çünkü Özel bu bitkinin kanser üzerindeki etkilerini keÅŸfetmiÅŸti. Ne olduysa tam da Özel'in bu bilgileri tıp dünyasının hizmetine sunmak istemesiyle oldu. Onun için ‘Åžarlatan' ve ‘Haddini bilmez' diyorlardı. Adı artık tedavisinin esasını oluÅŸturan bitkiyle birlikte ‘zakkumcu Ziya' olarak anılır olmuÅŸtu. Çalışmaları uluslararası düzeyde bilinir hale gelse hatta ABD'de ilaç üzerine çalışmalar baÅŸlasa da Türkiye'de hak ettiÄŸi itibarı bulamadığını söylüyor. Tüm yaÅŸadıklarını yakında yayımlanacak bir kitapta toplayan Özel ‘Tek derdim bu ilacı yaparak Türk insanını korumaktı. Tek başıma bu kadar baÅŸarabildim. Artık hasta bakmıyorum' diyor.
Neden başka bir bitkiyi değil de zakkumu incelemeye başladınız?
Ben cerrahım. 1962'de MuÄŸla Hastanesi'ne tayin oldum. Tatil günlerimde civar köyleri geziyordum. Oralarda köylülerin cilt kanseri olan yerlerine zakkum yapraklarını koyduklarını gördüm. Ankara Hıfzıssıhha'da bir araÅŸtırma yaptım ve orada Fransızca bir kitap gördüm, içinde şöyle bir cümle vardı: ‘Olaender bitkisinin (zakkum) terkibi tam araÅŸtırılsa bir ilaç hazinesi olduÄŸu görülür.' Acaba bundan ilaç nasıl yapılır diye araÅŸtırmaya baÅŸladım. O sırada bana cilt kanseri bir hasta baÅŸvurdu. Kadını ışın tedavisine gönderdim ancak gitmedi. Zakkumun usaresinden bir pomat hazırladım, yaraları iyileÅŸti. Sonra araÅŸtırmaya baÅŸladım.
‘SEN KİM OLUYORSUN' DEDİLER
Bu arada hasta kabul etmeye başladınız değil mi?
Hiç istemiyordum ama akın akın hasta geliyordu. Hatta dönemin Tarım Bakanı İlyas Karagöz'ün bir yakını son umut olarak bana geldi. Midesini açtım ama hemen kapattım çünkü kanser her yerini sarmıştı. Eczacılık ve ziraat fakültelerinde okuyan iki oÄŸlu vardı, onlara babalarının çok kısa bir ömrü kaldığını anlattım. Ama onlar yaptığım çalışmayı babalarına uygulamam için ısrar ettiler. Epey bir iyileÅŸme oldu ama uzunca bir süre hastadan haber alamadım. Aradan bir buçuk sene geçti, bir adam geldi ve ‘Ben mide kanseri olan hastayım' dedi. Adam sapasaÄŸlamdı. DoÄŸru yolda olduÄŸumuzu anladım.
Bu çalışmaları meslektaşlarınızla ilk ne zaman paylaştınız?
Bütün hastaları, vakaları topladım ve 1973'te Tıp Günleri Toplantısı Kongresi'nde anlattım. Orada ‘Elimde kansere iyi geldiÄŸini tespit ettiÄŸim bitkisel bir ekstre var. Bu, bugüne kadar kullanılan kanser ilaçlarına benzemiyor. Ne saç döküyor, ne kan deÄŸerlerini düşürüyor. Hiçbir yan tesiri yok' dedim. Yani ilk kez kanserde bağışıklık sisteminin altını ben çizdim. Ama ertesi gün kıyamet koptu. ‘Sen kim oluyorsun?' dediler.
Sonra ne oldu?
Türkiye'deki ÅŸartlar böyle bir bilginin kabul görmesini engelledi. İlk televizyona çıkışım zaten öyle oldu. Orada yaptığım sunumu haberlerde yayınladılar. Bu hakaretlerden sonra yine de çalışmalarıma devam ettim. 1988'de bir haber programa çıkardılar. Birkaç gün sonra da üç saatlik bir açıkoturuma çıktım. ‘SöylediÄŸinizin hiçbir geçerliliÄŸi yok' dediler.
RAPORU AÇIKLAYAMADIK
Televizyonda tartıştığınız hekimlerin karşı çıktığı nokta neydi?
Bu kiÅŸilerden biri o dönem Türk Tabipler BirliÄŸi ikinci baÅŸkanıydı. ‘Zakkumun kanser üzerinde hiçbir etkisi yok. Buna ait Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Dinçer Fırat'ın bir araÅŸtırması var' dedi. Ben ‘Dinçer Fırat literatürden bulduÄŸu bilgilerle TÜBİTAK'a bir rapor verdi. Benim çalışmamla alakası yok' dedim. ‘Bilim adamı yalan söylemez' dedi. Televizyon programında bu ÅŸahıslardan biri ‘Bağışıklık sistemine etki eder demek önemli bir iddia. Kim bilir hangi uydurma laboratuardan bu raporu aldınız? Sandoz, Roche gibi önemli ÅŸirketlerden alsanız öper de başıma koyarım' dedi. Programda dönemin SaÄŸlık Bakanı Bülent Akarcalı da vardı. Akarcalı'nın çantasında da Sandoz'un bizim ilaç üzerine yaptığı araÅŸtırmanın raporu vardı. Ancak üzerinde gizlilik damgası bulunuyordu. Dolayısıyla açıklayamadık. Bir süre sonra bir gazete Sandoz'un raporunu yayımladı. Sonra gazeteciler bu hekime gidip ‘Sandoz bu araÅŸtırmayı yaparsa öpüp başıma koyarım demiÅŸtiniz' dediler. Bu kez o hekim ‘Sandoz'a ben kırmızıbiberi yollasam içinde iki tane immün sistemini etkileyen madde vardır diye rapor verir. Onların yaptığı çalışmaya güvenmiyorum' dedi.
Formülü evinin mutfağında üretti patentini ABD'den aldı
l Zakkumla ilgili yurtdışındaki çalışmalar nasıl başladı?
Bu ilacın dünya önüne çıkması için aşılması gereken çok merhaleler vardı. Bunlar benim maddi gücümün çok ötesinde ÅŸeyler. Mesela patent konusunu Türkiye'de bilen yok. Patent için ABD'ye baÅŸvurduk. EÄŸer yararı ve kullanılabilirliÄŸi ispat edilmezse ABD'den patent alamazsınız. Bizim patentimiz altı yılda çıktı. OÄŸlum baÅŸvuruyu 1986'da yaptı. Patent için yaptığım çalışmayı bir bilimsel dergide yayımlatmamız gerekiyordu. Daha bilgileri bırakır bırakmaz bir dergiden arayıp oÄŸluma ‘Kansere ilaç bulmuÅŸ olamazsınız. Böyle bir ÅŸey olsa Türkiye köşeyi döner. Böyle bir çalışmaya önce devletiniz sahip çıkar. Siz doÄŸru söylemiyorsunuz' demiÅŸler. Bu cevap karşısında çok müşkül durumda kaldık. ABD'de yayımlanan yazarını hiç tanımadığım bir kitapta Bitkisel Ajanların Kansere Etkisi baÅŸlığı altında zakkumu anlatıyor ve bizim ilacımız olan Anvirzel'den şöyle bahsediyor: ‘25 yıl önce Türk doktor Ziya Özel zakkumdan toksik olmayan Anvirzel'i elde etti. Özel kendi ülkesinde kabul görmedi. Çalışmak için evinin mutfağını kullanma mecburiyetinde kaldı. 1992'de ABD'den patent aldı. 494 hastasını tıp kongrelerinde takdim etti.'
İlacın sahtesini üreten Honduras köşeyi döndü
Türkiye'de hala çalışmalarınıza ilgi gösterilmiyor mu?
Dünya tıp literatürüne ismim geçti. Ama Türkiye hala ilgisiz. Memphis'deki Danny Thomas AraÅŸtırma Merkezi benim formülümü incelerken Türkiye'den SaÄŸlık Bakanlığı oraya ‘Bu adam sahtekar' diye yazı gönderdi. 1996'daki bu araÅŸtırma kesildi. BulduÄŸum formülden üretilen Anvirzel adlı ilaç İrlanda'da kullanılıyor. İrlanda beni davet etti, oradaki doktorları yetiÅŸtirdim. Honduras'ta bu ilacın sahtesi yapılıp satılıyor, köşeyi döndüler. İrlanda Tıp BirliÄŸi'nin ÅŸeref üyesi oldum. Ama Türkiye'de mesleÄŸinin 50. yılını dolduran hekimlere verilen Türk Tabipler BirliÄŸi plaketini bile bana layık görmediler.
ABD'deki çalışmalar ne durumda?
İlacın patentini aldık. Faz I denemeleri tamamlandı. Ama faz II için anlaşacak hastane ve onun imkanlarını karşılayacak bir şirket bulunması için çalışmalar devam ediyor.
İlacımla kanser olan kardeşimi de ve kendimi de tedavi ettim
Türkiye'de olduğu gibi dünyanın her tarafında kanser ilacının bulunmasını engelleyecek karşı teşebbüsler olacağını hesap edebilirsiniz. Kemoterapi sektörü trilyon dolarların döndüğü bir piyasa.
Kız kardeşim tiroit kanseri oldu, teşhisini ben koydum. Ameliyatını ben yaptım. Şu anda hiçbir şikayeti yok. Ben de kanser oldum. Yüzümde bir ben çıktı. Kanserli olabileceğinden şüphelendim. Aldırdıktan sonraki tahlilde cilt kanseri çıktı. Dört buçuk ay kendime iğne yaptım ve iyileştim.
Şu anda televizyonlarda yalan yanlış o kadar çok şey söyleniyor ki bitkilerle ilgili. Türkiye'deki duruma üzülüyorum. Kanserli hasta artıyor. Beyin tümörlerinde artış var, bunu cep telefonlarına bağlıyorum.
Çok sayıda hekim hastam oldu. Ama onlar da seslerini çıkarmadı.
O kadar çok hasta iyileştirdim ki sayısını bile hatırlamıyorum
Yılmadınız mı hiç uğraşmaktan?
Bu suali beni gören herkes sorar. Fakat bir hastanızı iyileşmiş sapasağlam görünce size mücadele etmek için yeniden güç geliyor. Size ölüm halinde hastalar geliyor ve siz kendi gözlerinizle onların iyi olduğunu görüyorsunuz. Ondan sonra bu mücadeleyi nasıl bırakacaktım ki... Ama artık hasta kabul etmiyorum. Bir kişi tek başına Türkiye'ye yetmez. Binlerce kanserli hasta var. Tedavi ettiğim kişilerin sayısını hiç bilmiyorum. İyileştiğinden haberim olmayan onlarca hasta var. Bazen tesadüfen öğreniyorum. Bir kitap yazdım, şu anda yayınevleriyle görüşme halindeyim, yakın zamanda yayımlanacak. Şimdilik adı Dr. Ziya Özel ve Zakkum Gerçeği. Kitapta bütün hayatımı ve yaşadığım her şeyi yazdım.
Bundan sonrası için beklentiniz nedir?
Gönül ister ki bir kuruluş bunu sahiplenip, piyasaya çıkaracak hale getirsin. Dünya ne yapıyor en azından bunu incelesinler. Honduras'ta bu ilacın etkileri ne olmuş, İrlanda'da Hepatit C tedavisinde bu ilaçtan nasıl bir netice almışlar. Ona baksınlar. Benden bu kadar; yoruldum ve bıraktım. Günün birinde bu ilaçlar yurt dışından ithal edilecek. Eğer daha evvel harekete geçebilseydik Türkiye'nin kimseye borcu kalmazdı.
Zakkumcu doktora ABD sahip çıktı...
Milliyet 4 Eylül 2003
Bir dönem Zakkum kansere deva iddiasıyla adını duyuran ancak kendisine dolandırıcı bile denilen Doktor Ziya Özel'in yaptığı ilaç şimdi ABD tarafından üretilecek
Zakkumla kansere deva olacağı yönündeki iddiasıyla bir dönem adını duyuran ancak kamuoyundan olumsuz tepki alan Genel Cerrah Opr. Dr. Ziya Özel'in adı dünya tıp literatüründe geçti. Tempo'nun bugünkü sayısında yer alan bir habere göre; zakkumun kanser üzerindeki etkileriyle ilgili yaptığı araştırmalarla bir dönem adı dolandırıcıya bile çıkan Özel, 1992'de ABD'den zakkumdan elde edilen Oleander maddesinin bağışıklık sistemini güçlendiren etkisi üzerine patent aldı. 1995'te bu konudaki araştırma haklarını bir ABD firmasına satan Özel'in oluşturduğu ilaç, ABD'de Teksas eyaletinin San Antonio kentinde bulunan Ozelle Pharmaceuticals Laboratuvarı'nda üretilmeye başlandı. İlaçla ilgili M.D Anderson Kanser Merkezi, Cleveland Kanser Kliniği gibi önde gelen merkezler de ciddi klinik çalışmalar yapıyor. Klinik çalışmaların faz 1 denemeleri FDA tarafından onaylanarak faz 2 çalışmalarına başlanmasına izin verildi.
İlaç eczanelerde
Dr. Robert Buckowski başkanlığındaki Cleveland Kanser Kliniği'nde gerçekleştirilen ve zakkumdan elde edilen hammaddenin tümörlere karşı etkili olduğunu gösteren klinik çalışma, ABD'de Amerikan Klinik Onkoloji Cemiyeti'nin 2001 yılında düzenlediği konferansta da sunuldu. İrlanda'da bazı durumlarda ilacın kullanılmasına izin verilmişken, Honduras'ta ilaç resmen eczanelerde satılmaya başlandı.
4/12/2010 contents
Yorumlar (0)
Loreal Excellence Creme Saç Boyası - 8.3 Koyu Sarı Dore Ürün DetaylarıLOREAL EXCELLENCE CREME SAÇ BOYASI
LOr al den saç boyasında devrim yaratan yeni teknoloji:
3 lü koruma
Boyama öncesi koruyucu serum
Boyama sırasında koruyucu serum formüllü boya ve oksidan krem
Boyama sonrasında miktarı iki katına çıkarılmış.
Cilt alerji testi
Önemli:Saç boyamak bazı nadir hallerde ciddi olabilecek alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
Alerjik reaksiyonlar aniden gelişebildiğinden, saçlarınızı daha önceden bu ya da başka bir marka ile boyamış olsanız dahi, bu ürünün her kullanımdan 48 saat önce cilt alerji testini uygulamak zorunludur.
KULLANMAYINIZ:
Eğer daha önce herhangi bir saç boyasına reaksiyon gösterdiyseniz,
Saç deriniz tahriş ya da tahrip olmuşsa.
Siyah kına ile dövme:
Bugüne kadar sadece bir kez dahi siyah kınayla dövme yaptırdıysanız, büyük olasılıkla bilmeden alerjik reaksiyon gösterme riski taşımaya başlamış olabilirsiniz. Ürünü kullanmadan 48 saat önce yapılması gereken alerji testini uygulamadan bu ürünü kullanmayınız.
Uygulama Talimatları:
Aşağıdaki 2 uygulama tekniği içinden durumunuza en uygun
olanını seçiniz.
Durum 1:Boyanmamış doğal saçlara uygulama
Uçlara uygulayın
Karışımı öncelikle saç boy ve uçlarına saç diplerine 2-3 cm kalacak şekilde yayın. Daha sonra tam olarak nüfuz etmesi için saçlarınızı iyice ovuşturun. 10 dakika bekleyin.
Diplere uygulayın
Dipte kalan 2-3 cm lik kısmına da uygulayın.
20 dakika boyunca dinlendirin
Ürün gitgide daha koyu bir renk alır. Önerilen bekleme süresi sonunda rengin oluşması tamamlanır. İstediğiniz tonu elde edebilirsiniz.
Durulayın
Biraz ılık su alarak saçlarınızı hafifçe ovalayın. Ardından su iyice berraklaşıncaya kadar saçlarınızı ılık suyla durulayın.
Bakım ürününü uygulayın
Bir miktar Parlaklık Veren Bakım Kremini saçınıza eşit olarak yayın. Hafifçe ovalayın ve 2 dakika etki etmesini bekleyin. Ilık suyla durulayın.
Durum 2:Boyalı saçlara yapılan uygulama
Diplere uygulayın.
Karışımı saçlarınızı tutam tutam ayırarak saç diplerine yayın. Karışımın tamamını kullanın. 20 dakika bekleyin.
Yayın.
Saç boy ve uçlarını nemlendirin. Özenle ovalayarak saçın tamamına ürünü yayın. Tam olarak yayılması için saçı tarayın.
10 dakika bekleyin
Ürün gitgide daha koyu bir renk alır. Önerilen bekleme süresi sonunda rengin oluşması tamamlanır. İstediğiniz tonu elde edebilirsiniz.
Durulayın.
Biraz ılık su alarak saçlarınızı hafifçe ovalayın. Ardından su iyice berraklaşıncaya kadar saçlarınızı ılık suyla durulayın.
Bakım ürününü uygulayın.
Bir miktar Parlaklık Veren Bakım Kremini saçınıza eşit olarak yayın. Hafifçe ovalayın ve 2 dakika etki etmesini bekleyin. Ilık suyla durulayın.
Üç farklı boyama tipi bulunmaktadır:
Kalıcı boyama ya da oksitlenmeyle boyama:Beyaz saçları kapatmayı ve/veya saçların rengini değiştirmeyi %100 sağlamaktadır. Etkisi, saçlar uzayana kadar kalıcıdır ve saç rengi şampuan ile yok olmamaktadır.
İlkeler:
İki üründen oluşan karışım sayesinde saç rengi anında açılmaktadır ve saçlar yeniden boyanmaktadır : Oksijenli su içeren oksidan ve amonyak ve renklendirici içeren boya desteği. Amonyak, saç yüzeyinin kabarmasına yol açar ve oksijenli su ile temasında saçın doğal pigmentlerinin büyük bir bölümünü eriten oksijen üretir : bu açılma evresidir. Boyama evresinde ise, renklendiriciler saça işler ve oksitlenme süreci ile renkli bileşiklere dönüşürler.
Ne zaman kullanmalı?
Excellence Cr ¨me ya da R cital Pr f rence ürünlerinden biriyle, beyaz saçları tam olarak kapatmak istediÄŸimiz zaman;
Saçların doğal rengini değiştirmek ve kendimize canlı, heyecanlı, yepyeni bir renk seçmek istediğiniz zaman;
Saçımızı gölgelendirmek istediğimiz zaman : F ria renk yoğunlaştırıcı teknoloji.
Saç rengimizi açmak istediğimiz zaman.
Ton değiştirmek için boyama:Beyaz saçları %50 oranında kapatıyor ve röfleler ile zenginleştirerek doğal saç rengine yakın bir ton elde edilmesini sağlıyor. Sonuç, 28 şampuanlamaya kadar dayanıklı, ışıltılı saçlar
İlkeler:
Amonyak yerine, bir alkalin baz kullanılır : yani, saçın doğal pigmentlerinin açılmasına izin vermez. Amonyak içermeyen boya, doğal rengi kaplamak için saç telinin kalbine değil, saç yüzeyine işler.
Ne zaman kullanmalı?
Beyaz saçları %50 oranında gölgelendirmek istediğimizde,
Doğal saçı korurken, saç rengimize parlaklık ve ışıltı katmak istediğimizde,
Casting Cr ¨me Gloss u deneyin.
Geçici boyama:6 ile 8 şampuanlama arası sürmektedir.
İlkeler:
Saç telinin yüzeyine, şampuan ile birlikte yavaş yavaş kaybolan renklendirici bırakmaktadır. Ne oksidan ne de amonyak içeren, kullanıma hazır bir üründür.
Ne zaman kullanmalı?
ilk beyazları boyamak istediğimiz zaman : o zaman D dicace i seçmeli.
Saç rengimize röflelerle heyecan katmak ve saçlarımızın rengiyle oynamak istediğimizde
loreal, excellence, creme, boyasi, koyu, sari, dore, nedir, sac
8/09/2010 contents
Yorumlar (0)
BAY-KAR PAZ.CAMASIRHANE MAK. MUTFAK CIH.SAN.IC DIS TIC.A.S. Telefon:+90 232 376 85 05
Fax Numarası:+90 232 376 76 58
Faliyet Gösterdiği Adres:10036 SOK.NO.6
Bulunduğu İl: IZMIR
Website:
baykar, paz.camasirhane, mak., mutfak, cih.san.ic, tic.a.s., dis
12/08/2010 contents
Yorumlar (0)
Gaziantep Caddesi No:25
81000
Merkez
Düzce
Türkiye
Asya
Telefon: 380 5141596
Faks: 380 5141596
Vergi Dairesi/No: Düzce/7880055919,Faal,Limited Şirket
surucuoglu, tekstil, otomotiv, insaat, nakliye, lokanta, gida, maddeleri
30/07/2010 contents
Yorumlar (0)
COLGATE PALMOLIVE TEMIZLIK URUN.SAN.VE TIC.A.S. Telefon:+90 216 587 80 00
Fax Numarası:+90 216 367 42 07
Faliyet Gösterdiği Adres:CENTRUM IS MERKEZI AYDINEVLER SAN.CAD.NO:3 KAT 5
Bulunduğu İl: ISTANBUL
Website:
colgate, palmolive, temizlik, urun.san.ve, tic.a.s.
22/07/2010 contents
Yorumlar (0)
ATAER GIDA URETIM VE PAZ.TIC. VE SAN.LTD.STI. Telefon:+90 212 668 02 07
Fax Numarası:+90 212 667 95 01
Faliyet Gösterdiği Adres:ESENTEPE MAH.G.O.PASA KUCUK SAN.SIT.20.BL.NO.14
Bulunduğu İl: ISTANBUL
Website:
ataer, gida, uretim, paz.tic., san.ltd.sti.
|Biz Kimiz | Kurallar | Gizlilik | İletişim |
Soru ve Cevap Rehberi, Cevapnedir Bookmark Elgg Kullanmaktadır.

